fotoğraflar: suzan pektaş

kaybolma(ma) arzusu

Hayatının bir döneminde hiç çekip gitmek, her şeyi geride bırakmak isteği duymayanımız var mıdır? Kimseye söylemeden, nereye gideceğini kestirmeden, telefonunu kapatıp uzaklaşmayı; tanımadığı insanlara hikayesini anlatmayı; yaşamından, hatta kendinden kaçmayı arzulamayanımız? Çocukken en çok korktuğumuz şeylerden birini, kaybolmayı, yetişkinlikte ne zaman ve neden isteriz? Bu yazının konusu bu; ama önce hepimizin aşina olduğu bir masalla başlayalım. […]

Devamını Oku 0

bir ayrılık denemesi

            “her ayrılık anneden ayrılığın duygusal mührünü taşır. bir kadından gidilir her şeye!”  (1) Aşk şarkılarının yarısı kavuşmayı anlatıyorsa öteki yarısı da ayrılığı anlatır. Tahmin edileceği gibi ayrılık şarkıları daha olgun ve gerçekçi bir perdeden seslenir (depresif gerçeklik). Kavuşma ile ayrılma bir bozuk paranın iki yüzü gibidir, biri olmadan öteki temsil […]

Devamını Oku 0

fanatizm

“Düşüncelerinize katılmıyorum, ama düşüncelerinizi dile getirme hakkınızı sonuna kadar savunacağım!” dediği rivayet edilen Voltaire’in aydınlanmacı zihninin, fanatizmi anlama konusunda zorlanacağı düşünülebilir. Zira Summers’a göre fanatizmin özünde, hızla değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanan bazı bireylerin, modernizmle birlikte uyanan bir takım ilkel kaygılara karşı kendi benliklerini, bir grubun katı ve dışlayıcı grup-içi yapılanmasına yaslaması yatmaktadır (1). Fanatizm […]

Devamını Oku 0

stalklamak

                                          “Yan masadaki iki kişi akıllı telefonları  olmasına rağmen sohbet ediyorlar.                               Ne sıkıntıları var acaba?” @onderseren/twitter fenomeni Yakın arkadaşlarının ev telefonunu ezberinde […]

Devamını Oku 0

kader ve kaza

                                                                             “Olduğu kadar, olmadığı kader” / Şems                       […]

Devamını Oku 1

ikame

                                                                                             “Yerine sevemem” / G. Kırdar Ağabeyinin ölümünden bir yıl […]

Devamını Oku 0

sınır ve ihlal

                         “Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine.” / N. Hikmet İlk yurtdışı seyahatimde uçağın küçük monitöründen güzergâhı izlerken yaşadığım şaşkınlığı, algımdaki kırılmayı unutamam. Trakya’dan Balkanlara doğru ilerliyorduk; ekran önce siyasi haritayı ve uçağın konumunu kuşbakışı gösteriyor, sonra coğrafyayı pilotun gördüğü biçimiyle, yere paralel yansıtıyordu. İlkinde çocukluğumdan beri bana öğretilen sınırları, […]

Devamını Oku 0

travma

Ö. Alper’in ödüllü filmi Sonbahar’da, yaşamının ilkbaharını hapiste geçiren Yusuf’un,  ölümlü hastalığı nedeniyle tahliye olması ve hayatının sonbaharını memleketinde geçirmesi anlatılır. Dalından koparılan çiçek bir müddet sonra kokmayan bir kalıba, hüzne dönüşür. Film, “Hayata Dönüş” travmasının (2000) belgesel görüntüleriyle başlar. Tıbbi bir terim olarak stres (zorlanma) organizmanın denge durumunu (homeostasiz) bozan herhangi bir etmeni; travma (örselenme) […]

Devamını Oku 0

psikolog mu, psikiyatrist mi?

Doğru soru doğru cevaplardan yeğdir. Başlıktaki yanlış soru, yanıtlanmaya kalkanlar için bir dizi tuzak barındırır. Ancak soruyu soran sokaktaki vatandaşın bir kabahati yok. Çünkü maalesef ruh sağlığı çalışanları, kendi mesleklerine yeterince sahip çıkamıyorlar. Psikologlarla psikiyatristler arasında anlamsız bir ayrım ve çatışma devam ediyor. Hoca böyle yapınca, cemaat ne yapsın? Biz yine de en basitten başlayalım. […]

Devamını Oku 0

Powered by creationmark